#smrgSAHAF Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi 4 Cilt TAKIM -

Basıldığı Matbaa:
Özal Matbaası
Stok Kodu:
1199139492
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
1291 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Çeviren:
Salih Tuğ
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199139492
525632
Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi  4 Cilt TAKIM -
Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi 4 Cilt TAKIM - #smrgSAHAF
0.00
Yazar, 1886'da Lübnan'da dünyaya geldi. Beyrut Amerikan üniversitesini bitirdi ve Amerika'ya gitti. Orada doktora yaptı. 1920'de ABD vatandaşı oldu. 1978'de vefat etti.

İranlılar, Suriyeliler, Kopt'lar, Berberî'ler, (Türkler) ve diğerleri, İslam câmiası içine katılıp Arabistanlılarla evlilik münâsebetleri tesis etmeye başladıktan sonra, Araplarla Arap olmayanlar arasında çok eskiden beri mevcut ayırıcı kalın duvar yıkılıp gitti. Artık bundan böyle Müslüman'ın milliyeti veya ırkı arka plâna itilmiş oluyordu; Hz. Muhammedin getirdiği dine tâbi olmakla artık o da Arap sayılıyordu. Bundan dolayı Arap deyince: «ırkî mensubiyetine bakılmaksızın İslamı kabul ederek arapça konuşup yazmaya başlayan kimse» anlaşılıyordu. Bu durum İslam Medeniyeti Tarihinde en çok dikkati çeken noktalardan biridir. Bu duruma göre, bir gün Batı ülkelerinde şayet bir araştırıcı çıkıp da «Arap Tıb'bı» yahut «Arap Felsefesi» veyahut «Arap Matematiği» diyecek veya böyle yazacak olsa o bununla, mutlaka Arap ırkından gelen kimselerin kafasından çıkmış yahut Arap Yarımadası üzerinde yaşayan insanlar tarafından geliştirilmiş Tıb, Felsefe veya Matematik ilmini kasdetmiş olmamakta... müellifinin Hıristiyan, Yahudi veya Müslüman olduğuna hiç bakmaksızın İranlılar, Suriyeliler, Mısırlılar, (Türkler), yahut bizzat Araplar tarafından Arap dilinde yazılmış kitaplarda muhafaza edilip saklanmış o ilmin bütününü anlayıp ifade etmiş olmaktadır.

Yazar, 1886'da Lübnan'da dünyaya geldi. Beyrut Amerikan üniversitesini bitirdi ve Amerika'ya gitti. Orada doktora yaptı. 1920'de ABD vatandaşı oldu. 1978'de vefat etti.

İranlılar, Suriyeliler, Kopt'lar, Berberî'ler, (Türkler) ve diğerleri, İslam câmiası içine katılıp Arabistanlılarla evlilik münâsebetleri tesis etmeye başladıktan sonra, Araplarla Arap olmayanlar arasında çok eskiden beri mevcut ayırıcı kalın duvar yıkılıp gitti. Artık bundan böyle Müslüman'ın milliyeti veya ırkı arka plâna itilmiş oluyordu; Hz. Muhammedin getirdiği dine tâbi olmakla artık o da Arap sayılıyordu. Bundan dolayı Arap deyince: «ırkî mensubiyetine bakılmaksızın İslamı kabul ederek arapça konuşup yazmaya başlayan kimse» anlaşılıyordu. Bu durum İslam Medeniyeti Tarihinde en çok dikkati çeken noktalardan biridir. Bu duruma göre, bir gün Batı ülkelerinde şayet bir araştırıcı çıkıp da «Arap Tıb'bı» yahut «Arap Felsefesi» veyahut «Arap Matematiği» diyecek veya böyle yazacak olsa o bununla, mutlaka Arap ırkından gelen kimselerin kafasından çıkmış yahut Arap Yarımadası üzerinde yaşayan insanlar tarafından geliştirilmiş Tıb, Felsefe veya Matematik ilmini kasdetmiş olmamakta... müellifinin Hıristiyan, Yahudi veya Müslüman olduğuna hiç bakmaksızın İranlılar, Suriyeliler, Mısırlılar, (Türkler), yahut bizzat Araplar tarafından Arap dilinde yazılmış kitaplarda muhafaza edilip saklanmış o ilmin bütününü anlayıp ifade etmiş olmaktadır.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat