#smrgKİTABEVİ Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi? Günce -

Hazırlayan:
Semih Atiş, Sibel Yalçın
Stok Kodu:
1199199465
Boyut:
14x23
Sayfa Sayısı:
243 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2018
Resimleyen:
Zeyd Karaaslan
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199199465
585460
Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi? Günce -
Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi? Günce - #smrgKİTABEVİ
0.00
Ahmet Uluçay, ağırlıklı olarak dört yıllık (2000-2004) bir dönemi içeren ve ilk kez yayımlanan elinizdeki güncesinde hayatının her anını kaydetmiş, öncelikle bir rüya defteri titizliğiyle kaydettiği düşlerini… Ve yakarışlarını; çektiği acıların, fakirliğin, sonu gelmez sıkıntıların bir film karesi gibi renklendiği dualarını…

Yoksunluğuna onunla birlikte katlanan ailesi içerdeki satırların ilk kahramanları… Sonra, köyündeki düğünler, cenazeler, bayramlar vd… Onu yalnızlığa terkeden Türkiye sineması da var güncede, “köyü”nden takip ettiği dünya sineması da… Edebiyat güncede özel bir yere sahip, öncelikle masallar ve hikayeler, sonra romanlar… Ve tabii ki Uluçay'ın yaramaz çocuğu, sineması… Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'ın nasıl büyük sıkıntılar ve acılardan sonra hayat bulduğunu bu satırlarda bulacaksınız, Bozkırda Deniz Kabuğu ve Kuzey Masalı'nın acılarını da…

“Mutlak olarak iyi olan bir insan delirir. Çünkü ait olmadığı, kendisinin bir parçası olmayan bir ortamda yaşamayı beceremez.” (Kurosawa) Müthiş bir tespit. Ben mutlak olarak iyi bir insan mıyım? Hayır. Ama iyi bir insan olmaya çalıştığım kesin. Protest bir duyguyla zaman zaman içimdeki kötülüğü eşelemeye çalıştığım, kötülüğü hayatımın merkezine koymayı düşündüğüm de oldu ama insan doğasını değiştiremiyor. İçim uzun süre kirli kalamıyor.

Ahmet Uluçay, ağırlıklı olarak dört yıllık (2000-2004) bir dönemi içeren ve ilk kez yayımlanan elinizdeki güncesinde hayatının her anını kaydetmiş, öncelikle bir rüya defteri titizliğiyle kaydettiği düşlerini… Ve yakarışlarını; çektiği acıların, fakirliğin, sonu gelmez sıkıntıların bir film karesi gibi renklendiği dualarını…

Yoksunluğuna onunla birlikte katlanan ailesi içerdeki satırların ilk kahramanları… Sonra, köyündeki düğünler, cenazeler, bayramlar vd… Onu yalnızlığa terkeden Türkiye sineması da var güncede, “köyü”nden takip ettiği dünya sineması da… Edebiyat güncede özel bir yere sahip, öncelikle masallar ve hikayeler, sonra romanlar… Ve tabii ki Uluçay'ın yaramaz çocuğu, sineması… Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'ın nasıl büyük sıkıntılar ve acılardan sonra hayat bulduğunu bu satırlarda bulacaksınız, Bozkırda Deniz Kabuğu ve Kuzey Masalı'nın acılarını da…

“Mutlak olarak iyi olan bir insan delirir. Çünkü ait olmadığı, kendisinin bir parçası olmayan bir ortamda yaşamayı beceremez.” (Kurosawa) Müthiş bir tespit. Ben mutlak olarak iyi bir insan mıyım? Hayır. Ama iyi bir insan olmaya çalıştığım kesin. Protest bir duyguyla zaman zaman içimdeki kötülüğü eşelemeye çalıştığım, kötülüğü hayatımın merkezine koymayı düşündüğüm de oldu ama insan doğasını değiştiremiyor. İçim uzun süre kirli kalamıyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat