Sepetim 0 Toplam: 0,00 TL
Sayılı Fırtınalar: Eski İstanbul Kabadayıları Refii Cevat Ulunay

#smrgSAHAFSayılı Fırtınalar: Eski İstanbul Kabadayıları

Liste Fiyatı : 0,00
303046051
46051
Sayılı Fırtınalar: Eski İstanbul Kabadayıları
Sayılı Fırtınalar: Eski İstanbul Kabadayıları #smrgSAHAF
Arma Yayınları
0.00
“Takvimlerde nasıl, kırlangıç fırtınası, avandon fırtınası, çaylak fırtınası gibi sayılı fırtınalar varsa, İstanbul'da da o devirde üç sınıf sayılı fırtına vardı:

Külhanbeyler,

Tulumbacı kabadayıları,

Efendi kabadayılar.

Külhanbeyler makbul sayılmazdı. Hatta kabadayılar birini küçültmek isterlerse: “Külhanbey” derlerdi. Bunlar, başlarına sıfır kalıp siyah fes giyerler, sırtlarına altından sakız kuşağı görünen camadanvari yelek, yardan ayrıldım biçiminde yakası büzmeli siyah gömlek, bacaklarına bol paçalı pantolon, ayaklarına da arkası basık yumurta ökçeli kundura giyerlerdi. Tulumbacı kabadayılarının bütün kabadıyılık tezahüratı, tulumbacılık sahasına münhasırdı, onlar kendi alemlerinde yaşarlardı.

Bunlardan başka bir de Rum kabadayıları vardı. Bunlar kabadayıdan ziyade vurucu, kırıcı kasa hırsızları idi. Her şeyden evvel namuslu adam olmak iddiasında olan şehir kabadayılarına bu güruhu karıştırmak doğru değildir. İstanbul'un eski kabadayılığı bir nevi şehir şövalyeliğidir. İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, adetleri ve ülfetleri ile koydukları kaidelere riayete mecburdurlar. Zayıfı, bilhassa ırz ehline himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederler.

“Madara” olmaktan çok çekinirler. Dostları ile bulundukları mecliste sabahlara kadar içerler, fakat sululuk yapmazlar, kendilerini kaybetmezler. Gülerler, oynarlar, sohbetlerine doyum olmaz. Devamlı münasebette bulundukları kadınlar, arkadaşları için namahremdir, ona kötü niyetle bakmaya gelmez. Güzel kadına bayılırlar, kazandıklarını kazanacaklarını yedirmekten sonsuz zevk duyarlar” (Arka kapaktan)

  • Açıklama
    • “Takvimlerde nasıl, kırlangıç fırtınası, avandon fırtınası, çaylak fırtınası gibi sayılı fırtınalar varsa, İstanbul'da da o devirde üç sınıf sayılı fırtına vardı:

      Külhanbeyler,

      Tulumbacı kabadayıları,

      Efendi kabadayılar.

      Külhanbeyler makbul sayılmazdı. Hatta kabadayılar birini küçültmek isterlerse: “Külhanbey” derlerdi. Bunlar, başlarına sıfır kalıp siyah fes giyerler, sırtlarına altından sakız kuşağı görünen camadanvari yelek, yardan ayrıldım biçiminde yakası büzmeli siyah gömlek, bacaklarına bol paçalı pantolon, ayaklarına da arkası basık yumurta ökçeli kundura giyerlerdi. Tulumbacı kabadayılarının bütün kabadıyılık tezahüratı, tulumbacılık sahasına münhasırdı, onlar kendi alemlerinde yaşarlardı.

      Bunlardan başka bir de Rum kabadayıları vardı. Bunlar kabadayıdan ziyade vurucu, kırıcı kasa hırsızları idi. Her şeyden evvel namuslu adam olmak iddiasında olan şehir kabadayılarına bu güruhu karıştırmak doğru değildir. İstanbul'un eski kabadayılığı bir nevi şehir şövalyeliğidir. İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, adetleri ve ülfetleri ile koydukları kaidelere riayete mecburdurlar. Zayıfı, bilhassa ırz ehline himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederler.

      “Madara” olmaktan çok çekinirler. Dostları ile bulundukları mecliste sabahlara kadar içerler, fakat sululuk yapmazlar, kendilerini kaybetmezler. Gülerler, oynarlar, sohbetlerine doyum olmaz. Devamlı münasebette bulundukları kadınlar, arkadaşları için namahremdir, ona kötü niyetle bakmaya gelmez. Güzel kadına bayılırlar, kazandıklarını kazanacaklarını yedirmekten sonsuz zevk duyarlar” (Arka kapaktan)

      Stok Kodu
      :
      303046051
      Boyut
      :
      14x20
      Sayfa Sayısı
      :
      409 s.
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Baskı
      :
      6
      Basım Tarihi
      :
      2003
      Kapak Türü
      :
      Karton
      Kağıt Türü
      :
      3. Hamur
      Dili
      :
      Türkçe
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat