#smrgSAHAF Mimarlık ve Dil -

Stok Kodu:
1199184609
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
153 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2015
Çeviren:
Fatma Erkman Akerson
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
1. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199184609
570663
Mimarlık ve Dil -
Mimarlık ve Dil - #smrgSAHAF
0.00
Günther Fischer'in, mimarlık ve dil ilişkisini ele alan ve mimarlık kuramının özgün çalışmaları arasında yer alan "Mimarlık ve Dil" başlıklı kitabı, Fatma Erkman Akerson'un çevirisiyle yayımlandı. Aykut Köksal'ın genel yayın yönetmenliğinde, mimarlık ve kent üzerine kuramsal kitaplar yayımlamak üzere kurulan Daimon Yayınları'nın son kitabı olan "Mimarlık ve Dil", 20. yüzyılda dilbilimin açtığı yoldan ilerleyen disiplinlerarası çalışmalar arasında yer alıyor. Mimar ve akademisyen Günther Fischer'in 1991'de kaleme aldığı kitap, ünlü mimarlık kuramcı ve tarihçisi Jürgen Joedicke'nin Almanca basıma yazdığı önsözle ve yazarın Türkçe basım için yazdığı giriş yazısıyla yayımlandı. Jürgen Joedicke önsözde şöyle diyor:

"Göstergebilimin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla, özellikle de Max Bense'nin ve Stuttgart Okulu'nun çalışmalarıyla, mimarlıkta anlam yaratma olgusunu, göstergebilim ve iletişim kuramlarıyla açıklama denemelerine Almanya'da da girişildi, üstelik bu denemeler çok ilginç sonuçlar da verdi. Bu bağlamda, göstergenin üçlü yapısının çok basitleştirilerek mimari dile 'biçim ve düzenleme', 'anlam' ve 'etki' olarak çevrildiğine de değinmek isterim. Ayrıca göstergenin çift işlevliliği de ele alındı, gösterge belli bir nesneye gönderme yapmanın (düzanlam) yanı sıra, duygusal imgeleri de çağrıştırabiliyordu (yananlamlar). İçinde bulunduğu bağlam da göstergeyi etkiliyordu, yani bir gösterge nerede bulunduğuna bağlı olarak kendisi hiç değişmediği halde, bambaşka anlamlar kazanabiliyordu. Bu durum için klasik örneği Umberto Eco verir: Bir kentte yürüyen bir insan kitlesinin önündeki kırmızı bayrakla, kıyıdaki bir teknenin direğine çekilmiş kırmızı bayrak bambaşka anlamlar taşır.

Almanya'daki bu girişimler gene de oldukça soyut bir düzlemde kaldı, mimara seslenebilecek bir dile çevrilemedi. Ayrıca bu çeşit saptamaların proje üretme sürecinde somut olarak ne işe yarayacakları da sınanmadı.

İşte Günther Fischer'in çalışmasını farklı kılan, mimarlıkla mimari pratik arasında kurduğu bağlantılardır. Kendisi de mimar olan Fischer, kuramlara eleştirel bir gözle bakıyor, kuramların, mimarın çalışmasına katabileceği değerleri araştırıyor. Fischer geniş bir alana yayılıyor, göstergebilim, dilbilim ve algı psikolojisi üzerinde duruyor ve pek çok somut örnek vererek dille mimarlık arasında yapısal benzerlikler bulunduğunu ileri süren tezleri geliştiriyor."

Günther Fischer'in, mimarlık ve dil ilişkisini ele alan ve mimarlık kuramının özgün çalışmaları arasında yer alan "Mimarlık ve Dil" başlıklı kitabı, Fatma Erkman Akerson'un çevirisiyle yayımlandı. Aykut Köksal'ın genel yayın yönetmenliğinde, mimarlık ve kent üzerine kuramsal kitaplar yayımlamak üzere kurulan Daimon Yayınları'nın son kitabı olan "Mimarlık ve Dil", 20. yüzyılda dilbilimin açtığı yoldan ilerleyen disiplinlerarası çalışmalar arasında yer alıyor. Mimar ve akademisyen Günther Fischer'in 1991'de kaleme aldığı kitap, ünlü mimarlık kuramcı ve tarihçisi Jürgen Joedicke'nin Almanca basıma yazdığı önsözle ve yazarın Türkçe basım için yazdığı giriş yazısıyla yayımlandı. Jürgen Joedicke önsözde şöyle diyor:

"Göstergebilimin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla, özellikle de Max Bense'nin ve Stuttgart Okulu'nun çalışmalarıyla, mimarlıkta anlam yaratma olgusunu, göstergebilim ve iletişim kuramlarıyla açıklama denemelerine Almanya'da da girişildi, üstelik bu denemeler çok ilginç sonuçlar da verdi. Bu bağlamda, göstergenin üçlü yapısının çok basitleştirilerek mimari dile 'biçim ve düzenleme', 'anlam' ve 'etki' olarak çevrildiğine de değinmek isterim. Ayrıca göstergenin çift işlevliliği de ele alındı, gösterge belli bir nesneye gönderme yapmanın (düzanlam) yanı sıra, duygusal imgeleri de çağrıştırabiliyordu (yananlamlar). İçinde bulunduğu bağlam da göstergeyi etkiliyordu, yani bir gösterge nerede bulunduğuna bağlı olarak kendisi hiç değişmediği halde, bambaşka anlamlar kazanabiliyordu. Bu durum için klasik örneği Umberto Eco verir: Bir kentte yürüyen bir insan kitlesinin önündeki kırmızı bayrakla, kıyıdaki bir teknenin direğine çekilmiş kırmızı bayrak bambaşka anlamlar taşır.

Almanya'daki bu girişimler gene de oldukça soyut bir düzlemde kaldı, mimara seslenebilecek bir dile çevrilemedi. Ayrıca bu çeşit saptamaların proje üretme sürecinde somut olarak ne işe yarayacakları da sınanmadı.

İşte Günther Fischer'in çalışmasını farklı kılan, mimarlıkla mimari pratik arasında kurduğu bağlantılardır. Kendisi de mimar olan Fischer, kuramlara eleştirel bir gözle bakıyor, kuramların, mimarın çalışmasına katabileceği değerleri araştırıyor. Fischer geniş bir alana yayılıyor, göstergebilim, dilbilim ve algı psikolojisi üzerinde duruyor ve pek çok somut örnek vererek dille mimarlık arasında yapısal benzerlikler bulunduğunu ileri süren tezleri geliştiriyor."

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat