#smrgSAHAF Leş - Toplu Öyküler -

Stok Kodu:
1199145672
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
620 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
4
Basım Tarihi:
2016
Kapak Türü:
Ciltli
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199145672
531837
Leş - Toplu Öyküler -
Leş - Toplu Öyküler - #smrgSAHAF
0.00
1950'lerin başlarında, çiçeği burnunda bir avuç genç, Türk öykücülüğünü, Türk şiirini yenileştirme sevdasıyla ortaya çıkmışlardı. Sonraları '50 Kuşağı' adını alacak bu kuşağın yazarlarından birinin, yarım yüzyılı aşan bir sürede yazdığı öyküler yer alıyor bu kitapta: 9 öykü kitabı, 181 öykü. Hemen hemen bir yaşam! (Tanıtım Bülteninden) 1950'lerin başlarında, her zaman olduğu gibi, çiçeği burnunda bir avuç genç, Türk öykücülüğünü, Türk şiirini yenileştirme sevdasıyla ortaya çıkmışlardı. Sonraları '50 Kuşağı' adını alacak bu kuşağın yazarlarından birinin, yarım yüzyılı aşan bir sürede yazdığı öyküler yer alıyor bu kitapta. Ama tümü değil. Yazarlığımın ilk yıllarında yayımlamak cesareti gösterdiğim öykülerden bir-ikisi dışındakileri yayımladığım kitaplara almadım. Dolayısıyla bu kitapta da yer almıyorlar. Kezâ, Nijinski Öyküleri ve Binbir Hece de, ama çok farklı nedenlerle. Bu elinizdeki "kitapların kitabı", benim yazma serüvenimin ürünü. Okur, bu serüveni, başlangıcından bugüne değil, bugünden başlangıcına doğru izleyecek. Yok eğer kronolojiye düşkünse, kitaba sondan başlayabilir. Daha önce bazı kitapların başında ve sonunda, ön ve sonsözler yer almaktaydı. Onları olduğu gibi korudum. Kitaba en eski öykülerimden (1958) birinin verdim: LEŞ. Niçin Leş? Hiçbir nedeni yok. Ya da var: Bugüne değin hiç kimseyle paylaşmadığım bir anıyı, sırasıdır, burada okurla paylaşayım. Yıllarca önce, yanılmıyorsam, Sait Faik ödülünün Bir Gemide'ye verildiği sıralarda, bir akşam telefonum çaldı. Karşımda tanıdığım bir ses, bir kadın sesi, kendisiyle konuşacak birkaç dakikam olup olmadığını sordu. (Tanıdığım insanın sesi olamazdı bu,çünkü o çoktan ölmüştü.) Tabiî ki vardı. Adını sorduğumda, "Beni tanamazsınız, dedi. Önemi de yok." Sonra, "Bir zamanlar Leş adlı bir öykünüzü okumuştum, diye sürdürdü konuşmasını. Merak ediyorum, hâlâ, arada bir de olsa, teknenize gelip yapıştığı oluyor mu?.." Donup kalmıştım. Hemen yanıtlayamadım. Uzun bir süre sustuktan sonra, bilmem niçin yalan söyledim: "Hayır, kurtuldum ondan." "İşte buna memnun oldum" dedi karşımdaki ses. Sonra bana mutluluklar dileyerek kapadı telefonu. İşte bu nedenle, Baudelaire'in bir şiirinden ödünç aldığım başlığı seçtim bu kitaba: LEŞ -Ferit Edgü, Kandilli- (Sunu)
1950'lerin başlarında, çiçeği burnunda bir avuç genç, Türk öykücülüğünü, Türk şiirini yenileştirme sevdasıyla ortaya çıkmışlardı. Sonraları '50 Kuşağı' adını alacak bu kuşağın yazarlarından birinin, yarım yüzyılı aşan bir sürede yazdığı öyküler yer alıyor bu kitapta: 9 öykü kitabı, 181 öykü. Hemen hemen bir yaşam! (Tanıtım Bülteninden) 1950'lerin başlarında, her zaman olduğu gibi, çiçeği burnunda bir avuç genç, Türk öykücülüğünü, Türk şiirini yenileştirme sevdasıyla ortaya çıkmışlardı. Sonraları '50 Kuşağı' adını alacak bu kuşağın yazarlarından birinin, yarım yüzyılı aşan bir sürede yazdığı öyküler yer alıyor bu kitapta. Ama tümü değil. Yazarlığımın ilk yıllarında yayımlamak cesareti gösterdiğim öykülerden bir-ikisi dışındakileri yayımladığım kitaplara almadım. Dolayısıyla bu kitapta da yer almıyorlar. Kezâ, Nijinski Öyküleri ve Binbir Hece de, ama çok farklı nedenlerle. Bu elinizdeki "kitapların kitabı", benim yazma serüvenimin ürünü. Okur, bu serüveni, başlangıcından bugüne değil, bugünden başlangıcına doğru izleyecek. Yok eğer kronolojiye düşkünse, kitaba sondan başlayabilir. Daha önce bazı kitapların başında ve sonunda, ön ve sonsözler yer almaktaydı. Onları olduğu gibi korudum. Kitaba en eski öykülerimden (1958) birinin verdim: LEŞ. Niçin Leş? Hiçbir nedeni yok. Ya da var: Bugüne değin hiç kimseyle paylaşmadığım bir anıyı, sırasıdır, burada okurla paylaşayım. Yıllarca önce, yanılmıyorsam, Sait Faik ödülünün Bir Gemide'ye verildiği sıralarda, bir akşam telefonum çaldı. Karşımda tanıdığım bir ses, bir kadın sesi, kendisiyle konuşacak birkaç dakikam olup olmadığını sordu. (Tanıdığım insanın sesi olamazdı bu,çünkü o çoktan ölmüştü.) Tabiî ki vardı. Adını sorduğumda, "Beni tanamazsınız, dedi. Önemi de yok." Sonra, "Bir zamanlar Leş adlı bir öykünüzü okumuştum, diye sürdürdü konuşmasını. Merak ediyorum, hâlâ, arada bir de olsa, teknenize gelip yapıştığı oluyor mu?.." Donup kalmıştım. Hemen yanıtlayamadım. Uzun bir süre sustuktan sonra, bilmem niçin yalan söyledim: "Hayır, kurtuldum ondan." "İşte buna memnun oldum" dedi karşımdaki ses. Sonra bana mutluluklar dileyerek kapadı telefonu. İşte bu nedenle, Baudelaire'in bir şiirinden ödünç aldığım başlığı seçtim bu kitaba: LEŞ -Ferit Edgü, Kandilli- (Sunu)
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat