Sepetim 0 Toplam: 0,00 TL
%20
Doğu Batı: Üç Aylık Düşünce Dergisi, Dosya: Rüyalar Sayı: 76 Şubat, Ma Doğu Batı: Üç Aylık Düşünce Dergisi, Dosya: Rüyalar Sayı: 76 Şubat, Ma

#smrgDERGİDoğu Batı: Üç Aylık Düşünce Dergisi, Dosya: Rüyalar Sayı: 76 Yıl: 19 Şubat, Mart, Nisan

Liste Fiyatı : 24,00
İndirimli Fiyat : 19,20
Kazancınız : 4,80
Doğu Batı: Üç Aylık Düşünce Dergisi, Dosya: Rüyalar  Sayı: 76 Yıl: 19 Şubat, Mart, Nisan
Doğu Batı: Üç Aylık Düşünce Dergisi, Dosya: Rüyalar Sayı: 76 Yıl: 19 Şubat, Mart, Nisan #smrgDERGİ
Doğu Batı Yayınları
19.20
İÇİNDEKİLER
Aslı Yazıcı Yakın - Suyun Öte Yakası: Türkiye'de 1950'den Bugüne Popüler Rüya Tabiri Kitapları
Özge Soysal - Rüyanın Topolojisi
Erdal Ağar - Rüyaların Nörobiyolojisi
Tuncay Saygın - Felsefenin Kâbusu: Rüyalar
Sevda Numanbayraktaroğlu - Zor Sanat: Rüya Yorumu
Medet Yolal - Antik Rüyalar, Çağdaş Düşler
Arzu Akgün - Bizans'ın Rüya Tabirnameleri
Özgen Felek - III. Murad'ın Rüya Mektuplarında Kadınlar (ve Cinsellik)
Aslı Niyazioğlu - Rüya Aynasında Erken Modern Osmanlı Biyografi Yazarları
Ekrem Demirli - Hayal ve Hakikat Arasında: Rüyanın Tabirini Aramak
Kemal Ramazan Haykıran - Hâkimiyet Alameti: Hükümdar Rüyaları
Ayça Oral - Dikkat Bu Bir Rüya! Rüyanın Öte Yakası'nı Walter

SUNUŞ
İnsan rüyalarıyla ikinci bir yaşamın konusudur. İlk bakışta tuhaf, anlamsız gibi duran birbirine zıt sayısız resim ve görüntünün birleşmesiyle bambaşka bir dünyanın kapıları aralanır. Uykudayken bizi hayretler içerisinde bırakan sebepler çoktur. Nasıl olur da kımıltısız bir vaziyette irademizi teslim etmişken, bu kadar çok hikâye ve konuşmayı dinler, hareketsiz bir bedenin her uzvundan masal kahramanları, düşman ve canavarlar yaratırız? Bilincin ikiye bölünmüş yerleri, görünmez bir bölgede bekleyen eğilimler, engellenen dürtüler rüyalarda hiçbir koşula bağlı kalmaksızın -bir felaketin aniden patlak vermesi ya da gelen müjdeli bir haber gibi- birden beliriverirler. Bazen kendimizden doğan bir yetersizlik veya bir mükemmeliyet halinin yansımasıdır bu. Rüyalardaki açıklık, doğruluk ve kendiliğindenlik çoğu zaman şaşırtıcı gelebilir. Zira bilinçaltının ülkesi rüyalardır. Orada her türden arzu ve hevesler serbest kalmış, engeller yok edilmiş, sınırlar silinmiştir. Fakat çoğu gece bu renkli gölgelerin oynadığı oyun unutulup gider. Rüyalar yorumlanırken, bir başkasına aktarılırken bile sıkı bir denetim uygulanır. Bazen her şeyi teslim alabilecek bir kuvvete ve duygu yoğunluğuna erişmişken, âdeta üzerimize akın eden bu duyguları, kâbusları, korkuları, mutlulukları bir filtreden geçirir, sınırlı ölçülerde anımsayabiliriz. Acaba şimdiye kadar kaç gece hangi mutsuzluk denizlerinde boğulduk, ufku, toprağı belli olmayan hangi ülkelerde yolculuğa çıktık, rüyalarımızda kaç kişiyi öldürdük ve kaç meçhul sevgiliye âşık olduk?

Rüyaları anlamak, yorumlamak ve daha doğrusu mükemmelen tabir etmek isteriz. Mitolojiler, dinler, farklı psikanaliz ekolleri rüyaları çeşitli boyutlarıyla görmüşlerdir. Rüyaların geçmişe mi yaslandıkları yoksa gelecekten mi haber verdikleri, bir doğa olayı mı yoksa inancın bir parçası mı oldukları tartışılmıştır. Bilim beynin bir işlevi olarak tanımladığı rüyaları fizyolojide temellendirir. Din için rüyalar gelecekten haber getiren bir gece bekçisidir. Psikanaliz ise özneyi çözümlemenin bir yöntemi olarak faydalanır rüyalardan. Felsefenin rüya tanımındaki güçlüğüne bir örnek vermek gerekirse, bir kimse rüyaların ne tür bir anlam taşıdığına ilişkin yanıtı merak ettiğinde bu kesinlik arayışında tüm varlığının da başlı başına bir rüyanın konusu olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurmalıdır. Nitekim Descartes'taki gibi benzer bir bakış açısı, rasyonel bir sistemin gerçekliğini kanıtlamak adına rüyaları karşıt bir yerde konumlandırır. Oysa rüyaların dilinde "bir rüya gördüm ve uyandım" sözüyle "uyandım ve her şeyin bir rüya olduğunu anladım" sözü birbirine tercüme edilebilir niteliktedir. Virginia Woolf'a atfen yaşamın bir rüya olduğunu ancak uyandığımızda fark ederiz. Bir rüyaya dalar ve bu âlemde her şeyin içinde bulunduğumuz gerçekliğe göre şekillenmesini isteriz. Tıpkı bir filmdeki rüya sahnesinin gerçek olay örgüsüne dönüştüğünde, o an kahramanla birlikte rahatlayıp film dışındaki tüm gerçeklikleri unutmamız gibi rüyalar da kendi dışındaki gerçeklikleri unutturmayı başarabilirler.

Her halükârda tüm yaklaşımlar çok geniş bir semboller ağına takılan rüya dilini çevirmekte zorlanmışlardır. Rüya bahsinde hangi kaygılar öne çıkarsa çıksın bu karmaşık dili anlamak ve gerçeklik düzlemine aktarmak geniş bir işaretler sistemini okumakla mümkündür. Bu sayımızda da rüyalarla ilgili her biri farklı bir yaklaşımı temsil eden çalışmalara yer verdik. Genelde sıklıkla karşılaşılan yanılgı, tek bir açıklama modelinin geçerli kılınmak istenmesidir. Halbuki özneyi temsil eden ve çok yoğun sembollerle dolu bu sahada kendilik arayışı psikolojik olduğu kadar, tarihsel, kültürel ve sosyolojik birçok sebeple, kaygıyla, beklentiyle, hayalle iç içedir. Ve bunun en güzel kanıtını da kendi rüyalarımızda buluruz. - Taşkın Takış

  • Açıklama
    • İÇİNDEKİLER
      Aslı Yazıcı Yakın - Suyun Öte Yakası: Türkiye'de 1950'den Bugüne Popüler Rüya Tabiri Kitapları
      Özge Soysal - Rüyanın Topolojisi
      Erdal Ağar - Rüyaların Nörobiyolojisi
      Tuncay Saygın - Felsefenin Kâbusu: Rüyalar
      Sevda Numanbayraktaroğlu - Zor Sanat: Rüya Yorumu
      Medet Yolal - Antik Rüyalar, Çağdaş Düşler
      Arzu Akgün - Bizans'ın Rüya Tabirnameleri
      Özgen Felek - III. Murad'ın Rüya Mektuplarında Kadınlar (ve Cinsellik)
      Aslı Niyazioğlu - Rüya Aynasında Erken Modern Osmanlı Biyografi Yazarları
      Ekrem Demirli - Hayal ve Hakikat Arasında: Rüyanın Tabirini Aramak
      Kemal Ramazan Haykıran - Hâkimiyet Alameti: Hükümdar Rüyaları
      Ayça Oral - Dikkat Bu Bir Rüya! Rüyanın Öte Yakası'nı Walter

      SUNUŞ
      İnsan rüyalarıyla ikinci bir yaşamın konusudur. İlk bakışta tuhaf, anlamsız gibi duran birbirine zıt sayısız resim ve görüntünün birleşmesiyle bambaşka bir dünyanın kapıları aralanır. Uykudayken bizi hayretler içerisinde bırakan sebepler çoktur. Nasıl olur da kımıltısız bir vaziyette irademizi teslim etmişken, bu kadar çok hikâye ve konuşmayı dinler, hareketsiz bir bedenin her uzvundan masal kahramanları, düşman ve canavarlar yaratırız? Bilincin ikiye bölünmüş yerleri, görünmez bir bölgede bekleyen eğilimler, engellenen dürtüler rüyalarda hiçbir koşula bağlı kalmaksızın -bir felaketin aniden patlak vermesi ya da gelen müjdeli bir haber gibi- birden beliriverirler. Bazen kendimizden doğan bir yetersizlik veya bir mükemmeliyet halinin yansımasıdır bu. Rüyalardaki açıklık, doğruluk ve kendiliğindenlik çoğu zaman şaşırtıcı gelebilir. Zira bilinçaltının ülkesi rüyalardır. Orada her türden arzu ve hevesler serbest kalmış, engeller yok edilmiş, sınırlar silinmiştir. Fakat çoğu gece bu renkli gölgelerin oynadığı oyun unutulup gider. Rüyalar yorumlanırken, bir başkasına aktarılırken bile sıkı bir denetim uygulanır. Bazen her şeyi teslim alabilecek bir kuvvete ve duygu yoğunluğuna erişmişken, âdeta üzerimize akın eden bu duyguları, kâbusları, korkuları, mutlulukları bir filtreden geçirir, sınırlı ölçülerde anımsayabiliriz. Acaba şimdiye kadar kaç gece hangi mutsuzluk denizlerinde boğulduk, ufku, toprağı belli olmayan hangi ülkelerde yolculuğa çıktık, rüyalarımızda kaç kişiyi öldürdük ve kaç meçhul sevgiliye âşık olduk?

      Rüyaları anlamak, yorumlamak ve daha doğrusu mükemmelen tabir etmek isteriz. Mitolojiler, dinler, farklı psikanaliz ekolleri rüyaları çeşitli boyutlarıyla görmüşlerdir. Rüyaların geçmişe mi yaslandıkları yoksa gelecekten mi haber verdikleri, bir doğa olayı mı yoksa inancın bir parçası mı oldukları tartışılmıştır. Bilim beynin bir işlevi olarak tanımladığı rüyaları fizyolojide temellendirir. Din için rüyalar gelecekten haber getiren bir gece bekçisidir. Psikanaliz ise özneyi çözümlemenin bir yöntemi olarak faydalanır rüyalardan. Felsefenin rüya tanımındaki güçlüğüne bir örnek vermek gerekirse, bir kimse rüyaların ne tür bir anlam taşıdığına ilişkin yanıtı merak ettiğinde bu kesinlik arayışında tüm varlığının da başlı başına bir rüyanın konusu olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurmalıdır. Nitekim Descartes'taki gibi benzer bir bakış açısı, rasyonel bir sistemin gerçekliğini kanıtlamak adına rüyaları karşıt bir yerde konumlandırır. Oysa rüyaların dilinde "bir rüya gördüm ve uyandım" sözüyle "uyandım ve her şeyin bir rüya olduğunu anladım" sözü birbirine tercüme edilebilir niteliktedir. Virginia Woolf'a atfen yaşamın bir rüya olduğunu ancak uyandığımızda fark ederiz. Bir rüyaya dalar ve bu âlemde her şeyin içinde bulunduğumuz gerçekliğe göre şekillenmesini isteriz. Tıpkı bir filmdeki rüya sahnesinin gerçek olay örgüsüne dönüştüğünde, o an kahramanla birlikte rahatlayıp film dışındaki tüm gerçeklikleri unutmamız gibi rüyalar da kendi dışındaki gerçeklikleri unutturmayı başarabilirler.

      Her halükârda tüm yaklaşımlar çok geniş bir semboller ağına takılan rüya dilini çevirmekte zorlanmışlardır. Rüya bahsinde hangi kaygılar öne çıkarsa çıksın bu karmaşık dili anlamak ve gerçeklik düzlemine aktarmak geniş bir işaretler sistemini okumakla mümkündür. Bu sayımızda da rüyalarla ilgili her biri farklı bir yaklaşımı temsil eden çalışmalara yer verdik. Genelde sıklıkla karşılaşılan yanılgı, tek bir açıklama modelinin geçerli kılınmak istenmesidir. Halbuki özneyi temsil eden ve çok yoğun sembollerle dolu bu sahada kendilik arayışı psikolojik olduğu kadar, tarihsel, kültürel ve sosyolojik birçok sebeple, kaygıyla, beklentiyle, hayalle iç içedir. Ve bunun en güzel kanıtını da kendi rüyalarımızda buluruz. - Taşkın Takış

      Stok Kodu
      :
      303191046
      Boyut
      :
      16x24
      Sayfa Sayısı
      :
      242 s.
      Basım Yeri
      :
      Ankara
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      2016
      Kapak Türü
      :
      Karton
      Kağıt Türü
      :
      3. Hamur
      Dili
      :
      Türkçe
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat