#smrgSAHAF Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, Cilt 3: Edebiyat 1 -

Stok Kodu:
1199026634
Boyut:
16x23
Sayfa Sayısı:
12 + 451 s
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2000
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199026634
412729
Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, Cilt 3: Edebiyat 1 -
Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, Cilt 3: Edebiyat 1 - #smrgSAHAF
0.00
Bektâşî , Aşk Tekkesi'nde cân, Tanrı'ya nazlanan Tanrı gizi ile haldaş, arifler topluluğunun fermanıdır. O, Sevgili'ye kuldur... Sevgili de ona... Gizlerin konuşulduğu topluluğu bilen ve kavrayanlar Bektaşî Alevilerdir. Onlar dünyanın kir ve çirkinliklerinden ellerini eteklerini çekmiş, Büyük Sevgili'nin cemâlini (güzelliğini) görmüş, O'na kavuşmuş nâzenînlerdir. Bu nedenle, havf (korku) dan ve recâ (ummak) dan vazgeçmişlerdir. Kusuru, eksikliği salt kendilerinde bularak, her yerde ve her şeyde Tanrı'yı görmek yeteneğine ulaşarak, Vahdet Camını içmişlerdir.

Bektâşînin dili, eli, kalemi ve de sazı; bu ilkelerden esinlenerek konuşur. Konuşunca da hangi soydan, hangi dinden ve hangi kültürden olursa olsun, bütün insanları, dolayısıyla insanlığı kucaklar.

Osmanlı toplumunda köylü şehirlinin söylediğini anlamazdı. Şehirli de köylünün dilini beğenmezdi. Bu yüzden, farklı dünyalarda yaşayan ve birbirinden hiç hoşlanmayan iki topluluk oluşmuştu Osmanlıda.

Osmanlı İ mparatorluğu'nun anlamsız kültür politikası yüzünden, devleti kuran toplulukların öz benliği elden gidiyordu. Bektaşî Edebiyatı bu gidişe dur demiş ve halkın dilini, benliğini yitirmesini önlemiştir.

Bektâşi Edebiyâtı, salt Türklerin ya da Müslümanların değil, Ortadoğu ve Balkanlar'da yaşayan bütün insanların beğenisini kazanmıştır. Kitabımızı inceleyince, Ermeni, Rum ve Yahudi kökenli insanların da bu edebiyatın çekimine kapıldıklarını; kapılmakla kalmayıp, ona gönüllü olarak katılıp, katkıda bulunduklarını göreceksiniz. -Doç. Dr. Bedri Noyan (Dedebaba) (Arka kapaktan)

Bektâşî , Aşk Tekkesi'nde cân, Tanrı'ya nazlanan Tanrı gizi ile haldaş, arifler topluluğunun fermanıdır. O, Sevgili'ye kuldur... Sevgili de ona... Gizlerin konuşulduğu topluluğu bilen ve kavrayanlar Bektaşî Alevilerdir. Onlar dünyanın kir ve çirkinliklerinden ellerini eteklerini çekmiş, Büyük Sevgili'nin cemâlini (güzelliğini) görmüş, O'na kavuşmuş nâzenînlerdir. Bu nedenle, havf (korku) dan ve recâ (ummak) dan vazgeçmişlerdir. Kusuru, eksikliği salt kendilerinde bularak, her yerde ve her şeyde Tanrı'yı görmek yeteneğine ulaşarak, Vahdet Camını içmişlerdir.

Bektâşînin dili, eli, kalemi ve de sazı; bu ilkelerden esinlenerek konuşur. Konuşunca da hangi soydan, hangi dinden ve hangi kültürden olursa olsun, bütün insanları, dolayısıyla insanlığı kucaklar.

Osmanlı toplumunda köylü şehirlinin söylediğini anlamazdı. Şehirli de köylünün dilini beğenmezdi. Bu yüzden, farklı dünyalarda yaşayan ve birbirinden hiç hoşlanmayan iki topluluk oluşmuştu Osmanlıda.

Osmanlı İ mparatorluğu'nun anlamsız kültür politikası yüzünden, devleti kuran toplulukların öz benliği elden gidiyordu. Bektaşî Edebiyatı bu gidişe dur demiş ve halkın dilini, benliğini yitirmesini önlemiştir.

Bektâşi Edebiyâtı, salt Türklerin ya da Müslümanların değil, Ortadoğu ve Balkanlar'da yaşayan bütün insanların beğenisini kazanmıştır. Kitabımızı inceleyince, Ermeni, Rum ve Yahudi kökenli insanların da bu edebiyatın çekimine kapıldıklarını; kapılmakla kalmayıp, ona gönüllü olarak katılıp, katkıda bulunduklarını göreceksiniz. -Doç. Dr. Bedri Noyan (Dedebaba) (Arka kapaktan)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat