"Dünya cennetimdir; ahiret cennetimin cenneti" neşesi içinde, bir ayımızı Tanpınar'la paylaştık. Deprem telâşı ile kaçan komşu evin radyosundan bir gece sabaha kadar gelen eski şarkılar, "Nereden sevdim o zalim kadını", ya da "Yalancıdır hep aynalar, gir kalbime gör kendini" Tanpınar'ın etrafımızda ördüğü ipekten kozayı perdahlıyor; zaman zaman "Sofraya bir tabak da Tanpınar için koysak mı?" dedirtecek kadar bizi ona, onu bize yakmlaştırı-yordu.
Evet biz depremi Tanpmar'la birlikte yaşadık ve ülkemizin o harab günlerinden bir kültür mamuresi oluşturacak kadar malzemeyi gün ışığına çıkarmaya çalıştık. Binlerce sayfa tutan o şaheserler yığınının altından bir türbe kuracak kadar malzemeyi seçmek kolay olmadı. Sonuçta bazen rengârenk bir vitray, bazen bir Mimar Sinan kavsi, bazen bir Yesarî levhası bulduk. Ama hepsi de Tanpınar imzalı idi.
Şimdi, Türkiye içi ve dışındaki okullarda, yeni kuşakları Tanpmar'la tanıştıracak olan bu eseri, yeni Tanpınar'lara sunmanın heyecanı ve sevinci içindeyiz. -Ümit Meriç (Önsözden)